Güzellik denince akla kişisel bakım geliyor ve son 30 yılda güzellik konusunda ürünler, metotlar , hizmetler, alışkanlıklar, yaklaşımlar, bilgi kanalları hızla gelişti. Hızlı gelişim, olumlu-olumsuz birçok sonucudaberaberindegetirdi.

Herkesin ihtiyacı…

Hepimiz yaşam, alışkanlıklar, yaş ve genetik özelliklerimize bağlı olarak cildimizde hoşnut olmadığımız kırışıklar, lekeler, kılcal damarlar, sivilceler, izler, sarkma başta olmak üzere bir çok şikayeti yaşıyoruz ve bu şikayetler zaman içerisindedahada belirginleşiyor. Bilgi kanallarını kullanan insanlarda gelişen farkındalık sayesinde çözüm arayışları da güzellik sektörüne insanları yöneltiyor. Cilt yüzeyindeki genç hücreler ne kadar fazlaysa, cildin içerisindeki kolajen, elastin, hyaluronikasit, polipeptidlergibi proteinler ne kadar çoksa, cildin kanlanması, sinirsel ve hormonal etkilere karşı duyarlılığı ne kadar fazlaysa bu ciltler daha genç, daha sağlıklı ve daha güzel oluyor. Kozmetik biliminin geliştirdiği ürün ve teknolojilerde bu amaçlar için çalışıyor.

En iyi terapiler…

Herkesin bir yada birden çok cilt problemi olduğuna göre bu ihtiyaçlarda kişiye göre farklılık gösteriyor.Medyada yer alan ürün ve teknolojiler her ne kadar kişilerin ihtiyaçlarını karşılamalarında etkin bir yönlendirici olsa da; medyadan etkilenerek hizmet satın alan bu kişilerin güzellik konusundaki beklentileri de çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor. En iyi terapiler kişinin cilt ihtiyaçlarını kişiye zarar vermeden karşılayan, kişiye en yüksek faydayı sağlamayı amaçlayan metot veya metotların bir arada uygulanması. Bunun belirlenmesinde ise ; medyada süslü, etkileyici, zaman zamanda yanıltıcı reklam ve bilgilerin yerine cildi değerlendirecek, kişiyi uygulamalar ve beklentiler hakkında bilgilendirecek, cildin sağlığının ve güzelliğinin korunması için önerilerini eksik etmeyecek merkezlerin hekimleriyle buluşmak gerekiyor.

Ciltte biyolojik güç…

Cildin sağlıklı ve güzel olması için biyolojik süreçlerin sağlıklı işlemesi gerekiyor. İşte ürün, metot ve teknolojiler cildin bu biyolojik döngüsünü iyileştirmek için çalışırlar. Eğer kişilere özgü bir planlama yapılmışsa, kişiler en yüksek faydayı elde etme şansına sahipolabilirler. Burada dikkat edilmesi gerekenenönemli şey; yarar ve zarar sınırını iyi çizmek. Bazen uygulanan metotlar, kişilerin cildindeki biyolojik gücü arttırmak yerine tersine etki yaparak cilde yarar yerine zarar da verebilir. Örnek olarak ciltteki lekelerin azaltılmasında kullanılan yoğun ışık teknolojileri veya lazer sistemleri düşük enerji ile uygulandıklarında lekeler üzerinde etkili olamazken, yüksek dozda kullanıldıklarında ise lekeli ve sağlam cilt hücrelerini de tahrip ederek ciltte yanıklar yapabilmekte ve daha büyük bir lekenin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yenilikçi teknolojiler ve ürünler artık cilde zarar vermeden cildin biyolojik yenilenme kapasitesini geliştirerek cilt sağlığını ve güzelliğini daha ileri seviyelere taşıyabiliyor.

Enjeksiyonlara dikkat…

Cilt sağlığı ve güzelliği alanında teknoloji kullanımı her geçengün daha fazla tercih ediliyor, ancak teknoloji yatırımı yapmayan merkezler, enjeksiyon uygulamalarına ağırlık veriyor. Hizmet alanlar içerisinde enjeksiyonlardan rahatsız olanlar, tercih etmeyenler oldukça fazla. Acaba ciltlerine ne enjekte ediliyor, enjekte edilen ürünler vücuda alınıyor ve buürünlerle vücut acaba savaşacak mı, enjekte edilen ürünlerin içerisinde sentetik var mı, bu ürünler sağlıklı olarak muhafaza edilmiş mi gibi bir çok haklı soru oluşuyor. Cildin üst tabakasının altında koruyucu bir bariyer (stratum bazale) var ve cildin derinlerine neyin gireceğine, neyin girmeyeceğine bu tabaka karar veriyor. Yani zararlı bir madde veya cildin kabul etmeyeceği bir madde uygulanırsa bu tabaka bu maddeyi reddediyor. Oysa enjeksiyonlarda bu tabaka iğne ile aşıldığında cildin enjekte edilen maddelere karşı kendini koruma özelliği saf dışı bırakılmış oluyor. O nedenle cilt içerisinde Sağlık Bakanlığı’ nın izin vermediği hiçbir maddeyi mümkün mertebe enjekte ettirmemek en doğrusu.

Enjeksiyonlar ve bağışıklık sistemi…

 Özellikle cilt altına hacim katmak için yapılan dolgularda dolgunun yaşam süresini uzatmak için içerisine makro moleküller, sentetikler, petrol türevleri gibi maddeler katılıyor. Doğal dolgulara göre dokuda kalış süreleri oldukça fazla olan bu ürünlerin zararlı olduğuna dair bir bilgi bulunmamakla birlikte; bu dolgular içerisindeki yabancı cisimler, dokuların savunma sistemlerini gereksiz yere yorup zaman içinde doku yaşlanmasını hızlandırarak hastalıklara meyili arttırabiliyor. O nedenle dolguların seçimi son derece önemli. Bununla beraber cildin sağlığını ve güzelliğini geliştirmek için kullanılan cilde enjekte edilen mezoterapi ürünleri için de aynı söylem geçerli.

Enjeksiyonlar yerine elektromanyetik dalgalar…

Artık enjeksiyonlar yerine elektromanyetik dalgalarla cilde gönderilen kozmetik moleküller cildin koruyucu bariyeri tarafından elenerek cildin derinliklerine kabul edilmekte ve böylece enjeksiyonlara bağlı istenmeyen zararlar oluşmamaktadır. O nedenle cildin içerisine doğal ve güvenli olmayan hiçbir şeyi enjekte ettirmemekte yarar var.

En iyi sonuçlar için süreçler…

Metotlar, ürünler ve teknolojilerin beklenen sonuçlarını yaşamak için cildin bir süreye ihtiyacı var. Örneğin, ciltte meyve asitleri ile bir peeling işlemi yapıldığında ciltteki ışıltılar ilk hafta sonunda görülmekle birlikte en iyi sonuç 3-4 hafta sonra görülebilecektir. Veya ciltteki proteinlerin üretimini uyaran bir lazer veya ışık tedavisi yapıldığında ise; uygulamadan sonra 48-72 saatte üretilen proteinler 8-12 haftada olgunlaşarak en iyi sonucu oluşturur. Cilt sağlığının korunması ve geliştirilmesinde evde ihtiyacı karşılayacak bakım ürünlerinin düzenli ve disiplinli olarak cilde uygulanmasının yanı sıra klinik uygulamalarında alınmasıyla kişiler bekledikleri estetik ve güzellik etkilerini maksimuma taşıyabilirler.

 

> Bize Sorun