''Yorgunum '' ! . Son bir kaç yıldır en çok kullandığım sıfat ama aslında yanlış sıfat. Doğrusu ''Halsizim'' olmalıydı ama ben yorgun olduğumu zannediyordum. Enerji küpü kendime pek yakıştıramadım galiba halsiz olmayı, ya da bir çeşit ret mekanizması. Halsizlik, anladığım kadarıyla sadece benim değil, bu hastalığı yaşayan herkesin problemi. Ben düzenli yaşayan bir insanım. Gece en geç 23 gibi yatar, sabah da yedi, sekiz civarı güne başlarım. Genelde de enerjim çok iyi olur. Ancak hastalığın ilerlemesiyle birlikte, sabahları uyanmakta güçlük çekmeye başladım önce. Gün arası kısa da olsa dinlenme molaları almaya başladım. Daha sonra bir gün yetmedi, bir gün dinlenip bir gün yapmam gereken işleri yapmaya başladım. Bu öyle bir halsizlik ki, bazen şok halinde geliyor. ''Sanki bir el vücudunuzun şalterini aniden indiriyormuş gibi '' hissediyorsunuz ve adım atacak haliniz kalmıyor. Israr ederseniz bu sefer kalbiniz vücudunuza daha hızlı kan pompalamak zorunda kaldığı için bir kalp çarpıntısı atağı geçiriyorsunuz veya bayılma noktasına geliyorsunuz. Bu ani ataklar bir müddet sonra sizi sosyal yaşamdan da uzaklaşmak zorunda bırakıyor. Son dönemde buluşacağım, birlikte bir program yapacağım insanlara şöyle bir cümle kurar oldum. ''Tamam, yarın buluşalım ama benim durumum pek belli olmaz. Tekrar haberleşelim. Kendimi iyi hissetmezsem boşuna senin de programın etkilenmesin.'' Diyelim ki, o gün dostunuzla buluştunuz. Bu defa günün sonu nasıl bitecek belli değil. Baktım ki atakların gelmesi durumunda, çevremde bulunan insanlar çok korkuyor ve telaşlanıyor, yavaş yavaş kimse ile bir program yapmamaya, daha çok evde kalarak dostlarımla evde görüşmeye başladım. Diğer yandan hasta olduğuma inanmak da oldukça güçtü, çünkü her şeye rağmen iyi görünüyordum. Profil fotoğrafım, aslında sürekli atak yaşadığım, çok sıkıntılı günlerimde çekilmişti. Gelin de insanları hasta, hatta çok hasta olduğunuza inandırın. Diğer yandan, dostları tarafından çok davet alan bir insanım çok şükür. Ancak gidemiyordum bu davetlere. Alınmamaları için, elimden geleni yapsam da, sanırım bana kırılan dostlarım da oldu. Oysa ben sadece, kendimi yönetecek duruma sahip değildim. Böylece kademeli olarak sosyal yaşamdan çekildim. Diğer yandan, araç kullanmam da oldukça sıkıntılı bir hale geldi. Ani gelen ve çok kısa süren şuur bulanıklıkları, enerji kaybı, konsantrasyon sıkıntısı sebebiyle, artık başkalarının yaşamını da tehlikeye atmamak için araba kullanmamaya başladım. Tabi bu durum, hareket kabiliyetimi de iyice kısıtladı. Beni en çok üzen şeyse, zaman zaman kelimeleri telaffuz güçlüğü çekmemdi. Yabancı dil hocasıyım ben. Asıl işim kelimeler. Öğrencilerimle ders yaparken zaman zaman bir kelimeyi telaffuz etmekte güçlük çekmeye başladım. Bu durum önceleri hem beni, hem öğrencilerimi çok güldürdü. Bunun ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Bir de sakarlıklarım artmaya başladı. Nedense elimden çok sık bir şeyler düşürür oldum. Evde hemen her gün, bir şeyler kırılıyordu. Tutma güçlüğü de, bu hastaların ortak özelliklerinden birisiymiş meğer, oysa ben sakarlığıma vurmuştum.



> Bize Sorun