Toplumumuzda genel olarak 60 yaşın üzerindekilere yaşlı gözüyle bakılıyor.

Yaşadığımız dünyada sosyal güvencesi olmayan yaşlılarımız ve yasaların öngördüğü şekil ve sürede çalışıp emekli olan sosyal güvenceli yaşlılarımız vardır. Bu iki grup insanımıza kısaca yaşlılarımız ve emeklilerimiz deriz.

Aktif, üretken, deneyimleri ve bilgeliği gelişmiş insanlar bu değerlerini yeterince kullanım fırsatı bulamadan emekliliğe adım atarlar. Aslında onlar en büyük değerlerimizdir. Emeklilik dönemi insanlarımızın genellikle toplumdan ve yaşamdan uzaklaştığı, psikolojik olarak değerlerinin hiçe sayıldığı, birçoğunda kenara itilmişlik duygusunun oluştuğu bir dönemdir. Şu bir gerçek ki birçok insanımız emeklilik döneminde psikolojik olarak çöküşü yaşamaktadır. Oysaki insanlarımız yaşlarının ilerlemesi sonucu tecrübeleri ve bilgelikleri ile insanlarımıza ve devletimize çok daha yararlı olabilirler. Bu şekildeki aktif faaliyetleri ile toplumla iç içe yaşayabilirler ve yalnızlığa itilmişlikten kurtulabilirler. Bunun için özel teşebbüs, STK ’lar ve Devletin kamu kurumları tarafından organizasyonlar yapılabilir.

Emeklilik dönemi ile insanlarımız için yaşlılık kelimesi de yaşamlarına girmeye başlar. Bu durum insanlarımızın mutsuzluklarını daha da artırır. Aslında emeklilik ve yaşlılık dönemi insanlarımızın aktif ve üretken oldukları dönemde yapamadıklarını yapmaları için bir fırsat olarak düşünülmelidir.

Yaşlılık döneminde kişilerin biyolojik ve fonksiyonel süreçlerindeki yavaşlama onların yaşama tutunmalarını, ortama adaptasyonlarını ve kendilerinden faydalanma olanağını olumsuz olarak etkiler.

Sonuç olarak yaşlılarımız ve emeklilerimizin aktif, sosyal, üretken ve mutlu olarak yaşamaları için öncelikle ailesinden başlayarak, çevreleri, oturdukları köy, mahalle ve belediye yöneticileri ile yukarıda bahsettiğimiz özel teşebbüs, STK ’lar ve Devletimizin ilgili kurumlarının üzerlerine düşen gerekli düzenleme ve organizasyonları yapmaları gerekir.

> Bize Sorun