İnsanların emekliye bakışını incelerken önce menfaat ilişkisi nedir onu açıklamak gerekir. İnsanlar arasındaki en önemli tek ilişki maalesef menfaat ilişkisidir. Bu ilişki çeşitli şekillerde tezahür etmektedir. Bunlar duygusal İlişkiler, iş ilişkileri, insani ilişkiler, gelecek beklentileri şeklinde sıralanabilir. Bunlarda kendi içlerinde çeşitlendirilebilir. Duygusal ilişkiler evlilikler ve evlilik dışı beraberliklerdir. Bunlar aşk, sevgi ve saygı ile başlarlar. Bu duygularla insanlar genellikle evlenmekte, bu olmaz ise evlilik dışı birlikte yaşamaktadırlar.

Halk arasında evliliğin tarifi gönül alış-verişi olarak yapılır…

İşin içinde alış-veriş varsa orada mutlaka beklenti ilişkisi vardır. Bu beklenti ilişkisi bozulursa aşka, sevgiye ve saygıya dayalı kurulan evlilik birliği de bozulur. Çünkü eşlerden biri diğerine istediği beklentiyi sağlayamayacak duruma düşerse kıymetini kaybeder ve evlilik sona erer. Bu gidişatı diğer ilişkiler içinde söyleyebiliriz. En önemli ve sağlam ilişki olan evlilik birliğinde nasıl eşlerden biri beklentileri sağlayamayacak duruma düştüğünde, diğer eş tarafından kıymetsizleştiriliyorsa emekli olan insanda artık çevresine menfaat sağlayamadığından kıymetsizleşiyor. Yukarıda belirtilen bütün bu ilişkileri iyiye veya kötüye doğru yöneten beklenti ve menfaat ilişkisidir.

Nimetin ne kadar ise kıymetinde o kadardır…

İnsanın çevresiyle iyi giden bir beklenti veya menfaat ilişkisi yoksa kıymeti de yoktur.  Emekli olan insanlar fiilen çalıştıkları sürede çalıştıkları iş yerine kazanç (gelir) sağlamışlardır. Bu kazanç iş yeri bakımından menfaattir. Sosyal güvenlik mevzuatına göre emeklilik hakkını kazanan ve iş yerince emekli edilen insanlar artık menfaat sağlayamaz duruma düşmüşlerdir. O halde kıymetleri kalmamıştır. Geçmişte işi-gücü olan bu insanlar sanki kullanılmış ve işi bitmiş A4 kağıdının buruşturularak yere veya çöp kutusuna atılması gibi hayatın boşluğuna bırakılmıştır. Artık lüzumsuz hale gelmişlerdir. Bu durum onlarda büyük bir moral bozukluğuna, yalnızlaşmalarına ve içlerine kapanmalarına sebep olmaktadır. Bu moral bozukluğu, bu yalnızlaşma ve içe kapanma emeklilerin sağlığını süratle bozmakta ve sıkıntılı günler yaşamalarına neden olmaktadır. Bu hayat şartları onları hayata ve çevresine küstürmektedir. Emeklileri bu durumdan kurtarmak ve hayata bağlamak gerekir. Çünkü geçmişte onlar ailelerine, çevrelerine, Devlet ve Milletine çalışmalarıyla çok yararlı olmuşlardır. Onların kadrini-kıymetini bilmek gerekir.

Emeklilerin hakkı ancak böyle ödenir…

İnsanlar emekli oluncaya kadar birçok deneyimi ve tecrübeyi biriktirirler. Bu zenginlik emeklilikle maalesef manevi bir hiçe dönüşür. Her birey ailelerinin ve ülkelerinin emekleriyle, harcamalarıyla, imkanlarıyla bu değerleri kazanırlar. İnsanın en verimli olacağı yaşlarda emeklilikle değerlerinin hiç edilmesi hem bireysel olarak; hemde insanlık için, vatan ve milletleri için son derece büyük bir kayıptır.

Emeklilik aslında zenginliktir, onu ağırlamak gerekir…

Sağlıkları elverdiği ölçüde emeklileri hayata bağlamak ve yaşama azimlerini artırmak için kesinlikle bedava değil; az-çok takdir edilecek bir ücretle, mümkünse geçmişte yaptıkları tecrübeli ve bilgili oldukları işleri yapmakta olan kurum ve kuruluşların ARGE ’lerin de, olmazsa yapabilecekleri bir işte çalıştırılmalıdırlar. Böylece deneyimler ve tecrübeler daha ileri değerlere dönüşecektir. Bunun için Devlet ve bağlı kurumları, Belediyeler ve STK ’lar gerekli koşulları ve olanakları sağlamalıdır.

 

> Bize Sorun